|
|
Saturday, May 02, 2009
Eğer hala blog okuyan kaldıysa (ben okumuyorum ya kimse okumamalı -.- ); http://yorumyapmadanduramiyorum.blogspot.com/ adresinde olacağım. yaklaşınca çağrı bırakın ben inerim..
Posted at 11:46 am by damiendenyo
permatik
Thursday, January 17, 2008
kendilerini büyük adam sananlar jüpiter gibi fırtınalar yaratsalardı, jüpiter'in huzuru kalır mıydı? ona bağışlanan cenneti yalnızca gürültü koparmak için kullanan -güya- büyük adamlar bir bardak suda fırtına yaratırlar sadece. elinizde keskin yıldırımlar varken elbette narin menekşeleri değil yağız meşe ağaçlarını kıymaya kalkarsınız. ah insanoğlu! kendinden nasıl da emindir insanoğlu... eline biraz kudret geçti mi, zavallı varlığının asıl nedenini unutup, yüce tanrının gözü önünde öfkeli bir maymun gibi olmadık oyunlar oynayan, meleklere gözyaşları döktüren biçare yaratık! oysa bir kuşansa merhamet kuşağını, alkış toplayacaktır yüce kattan.
-Isabel
Posted at 02:03 am by damiendenyo
permatik
Thursday, October 04, 2007
randomize dışavurumdan profetişizme
az biraz kendileştirilmiş öbürü fikirleri taşısa da pek çok kendi, lokomotif vagondan ne kadar daha raylara aşıksa o kadar senden bendir hücresel bazda. körün sabahında daha akşam yemeğini yemeden kırmızı paketin jelatinini yırtıp içindeki altından kağıdı top yapmak, kurukafayı emmek göğsünün derinine, bunu büyük bir şevk ile yaparken aynı zamanda sükunetinden de taviz vermemek gibi bekleyen ıslak köpek yansımaları benim için (ve eminim lahana turşuları için bile) hayatın aydınlıklara bölünmüş zamanlarında karanlıklarda apışıp kalmaması için yapılmış idmanlardır. kümülatif normalleşme hayatın renklerini bir bir soldururken alın teri atmaya yönelik bu tür çalışmalar muhakkak ki farkındalığı 0 ile 1 arasında olan (0a yaklaşık) herkesçe uygulanmalıdır. Bunu hayat felsefesi haline getirenlerin 50%si (+-50%) mississippi ile new orleans arasında ikamet eder. Bu insanların kanlarında asla methanol bulunmaz. Zat-ı muhterem bir büyüğümün dediği gibi "bir işin içine ne kadar dahil olursan, o ortamda o kadar varsındır", bu kaide külliyen hayata tesir eder. işte o nefes alışverişi o anda hayatı dürtükleyerek ben de burada birşey yapıyorum beni de ekle o yazıya demektedir. Gerçeklenemez bir dinamik düşünce içersinde o sesi alıp başkalarına da duyurmak, duyurulan insanın yapması gereken en mühim işlerden biridir. ben yıktım tabuları, koparttım kayışı, kestim bindiğim dalı, düştüm kafaüstü ve yarık kafayla kerevetime çıkarken iyicene çizmeye çalıştım bu içlengenemez hissiyatımı, mikrokozmik cacık paletimle de boyayarak tabii az biraz..
Posted at 12:02 am by damiendenyo
permatik
Tuesday, March 13, 2007
matematik üzerine monologlar
"GALILEI: Doğanın temel yasaları matematiksel formüller olmaksızın ifade edilemez. Muhteşem doğa kitabı, ancak onun yazıldığı dili bilenler tarafından okunabilir ve bu dil de matematiktir. Doğayı gözlemlemek ve -deyim yerindeyse- onu deneylere zorlamak yerine doğa hakkında gevezelik edenler, onu asla anlayamazlar. Fakat insan doğayı kendisiyle konuşturmayı başarırsa, doğa matematiğin diliyle konuşur ve eğer bu dili bilmiyorsak, onun ne dediğini anlayamayız. Ve bu dili şöyle böyle bilmek -ne yazık ki- böyle bir sürü insan var- yetmez. Çünkü bu durumda insan doğanın kendisine söylediklerini kolaylıkla yanlış anlayabili. Ayrıca, böyle biri kendi fikrini matematik diliyle anlatmak istediğinde, sonuç berbat bir kekeleme olacaktır." alfréd rényi- matematik üzerine dialoglarbu yazı galilei'yi konuşturan bir yazarın kaleminden çıkanlar. ... bu yazı, benim fizik bölümüne girdiğim ilk dönemlerde yazdığım bir yazı. ... "felsefe bu büyük kitapta, sürekli gözümüzün önünde duran evrende yazılıdır. Ancak bu kitap, onun yazıldığı dili sökmeden, harflerini okumayı öğrenmeden anlaşılamaz. O, matematiğin diliyle yazılmıştır..." bu da galilei'nin tahlilci adlı mektubundan bir alıntı. ... etrafında neler olup bittiğini anlamaya çaba sarfeden insanlar sanırım dahi de olsa sadece meraklı da olsa bazı yerlerde kesişiyor. hani düşük not aldığınız sınavdan etrafınızdaki çok iyi bilen arkadaşlarınızın da kötü not aldığını duyunca çok üzüldüğünüzü söyler ama içten içe oh be yalnız değilim diye sevinirsiniz ya, işte aynen öyle galieli'nin ve rényi'nin okulda differansiyelde ve fizmatta çok kötü sıçmış olmasını istiyorum.
Posted at 11:26 pm by damiendenyo
permatik
Tuesday, July 18, 2006
pet sisenin içindeki dumanli dünyam.. üçüncü delige izin vermezdi o zaman, içimdeki hayal dolu adam.
hayattan rüya filikasi ile kaçan iki yasam var olmanin verdigi yorgunluk düsün yakamozununu rota yapan iki adam
deryanin ortasinda koca bir kapi görmeyen için bir kaya anlamsiz bir tas parçasi
deryanin ortasinda koca bir kapi görenler için bir ayna davetkar bir fisilti
bir sandal sese gider iki adam etrafta enkaz bekliyen gözler
geçit vermeyen bab-i esrar tortusunu fondip yapana kadar sonrasinda kamisin izni, yansimalar
Posted at 01:13 am by damiendenyo
permatik
Wednesday, May 31, 2006
Aşık olmak 80lerde, sevişmek 90larda kalmış gibi.. 2000ler yalnız adamın 31 çağı.. körelen duygularım sivrilen mantığım iç güdülerimi çekiştire çekiştire paramparça eti.. şimdi bu hiçbiri düzgün çalışmayan üç karar mekanizmamla idare etmeye çalışıyorum.. haleti ruhiyemi tek kelime ile anlatmam gerekse “uzak” derdim..üzerine uzun ve derin bir tartışma yapabilecek gücü hissedersem bir gün nasıl olduğumu sorana ciddi ve karizmatik bir tavırla (ve bu durumun getireceği olanca gülünçlüğümle) “uzağım…” diye cevap vereceğim, o anda attığım zar presence bonusumla toplandığında gereken difficultyi geçemezse büyük ihtimalle halimi soran insanın kahkaha atarken etrafa saçılan salyalarının kokusu ile muhatap olmak durumunda kalıcam.. eğer check tutarsa da daha zor bir dil maratonu beni bekliyor olacak.. iki ucu boklu quarterstaff (+10 damage, +10% attack speed (beynimdeki gereksiz bu tür bilgilerin bir silinme yöntemi olmasını çok isterdim (geriye pek de bir şey kalır mıydı onu da bilmiyorum..))) uzak olduğumu söylüyordum.. bu hissiyatı nasıl anlatabileceğimi bilmiyorum aslında ama herkese ara ara gelebilen bir olaydır belki diye birkaç benzetme yapıcam.. uzak olduğun zaman renkler değişiktir, gri tonları baskındır, üzerinde sürekli hafif bir depresyon havası vardır (uzaklığına göre çok artabilir bu), yemek yiyip öğle uykusuna yatarsan uyandığında miden yanarken yarına uyandığını sanmak gibidir uzak olmak.. yapman gereken bir iş varken saatlerce başka bir vakit öldürmenin vicdan azabı gibidir uzak olmak.. eski anlara özlem duymak, değişen hiçbir şeyin eskilerin tadını veremeyeceğine şartlanıp hayatı kendine zehir ettiğin anlardır.. aşık olunmaya en çok ihtiyacın olduğu anlardır uzak olduğun anlar, ama yine uzaklığın derecesi ile aşık olma-olunma ihtimalin ters orantılıdır ne yazık ki.. hayatında güzel bir çağın bittiğini düşünmek, mutsuz ve hayat üzerinde etkisiz hissetmektir uzak olmak.. … bitirmemişim bunu böyle bırakmışım, uyuyakaldım sanırım başında hatırlamıyorum. çok fazla şey vardı yazacağım ama o kadar üşeniyorum ki anlatamam özellikle rugby ile ilgili, merak eden ve ilgilenen olursa google grubumuza bakabilir Kadıköy RFC ve son bir şey daha neutral milk hotel- oh comely şarkısını dinleyin..
Posted at 12:42 pm by damiendenyo
permatik
çok güzel bir kız gördüm yolda yürürken geçen gün tanıştım öğrendim ki tamirciymiş bizimki
düşündüm tamirci olur mu hiç hatun kişi çağırdım gelsin görelim nasıl yapıyormuş işi anladım bilmiyor bi'şiy
tamire geldin ve torna vida'n yok ha! baktım la çantana çivin la vidan yok la boy pos endam tamam güzel hepsi var da tamirci olunmaz torna vida yoksa torna vida yoksa la bir vidan bile yok la
bir kız daha gördüm otobüste geçen gün olur ya bu da tamircidir şimdiden hazırdır sözüm
derim ki tamirci olur mu hiç hatun kişi çağırdım gelsin görelim nasıl yapıyormuş işi bu da bilmiyor bi'şiy
tamire geldin ve torna vida'n yok ha! baktım la çantana çivin la vidan yok la boy pos endam tamam güzel hepsi var da tamirci olunmaz torna vida yoksa tarihe geçtin la torna vida'n yok ha!
baktım la çantana çivin la vidan yok la boy pos endam tamam güzel hepsi var da tamirci olunmaz torna vida yoksa torna vida yoksa la bir vidan bile yok la
Posted at 12:40 pm by damiendenyo
permatik
Monday, January 30, 2006
süper lig 2.sezon ilk görünüm
gaziantepspor: saha problemi kalktıktan sonra da güzel futbol izlenmemesi arkalarındaki taraftar desteğinin de kaybolmayasına yok açtı, takımda genel olarak koşmama problemi gözüküyor, 1-0 geride başlıyorlar ve öne geçmek için hiç mücadele etmiyorlar. bu gidişle ligi aşağı sıralarda bitirebilirler..
galatasaray: bir sürü futbolcu ile temas halindeler ama hiçbiri gelecek gibi durmuyor..
gençlerbirliği: kupayı kaldırmanın sevincini yaşayan takım mario jardel'de hayal kırıklığına uğradı.. takımı şampiyon etmesine rağmen koşmayan, sadece top geldiğinde şut çekip gol atan ve gece hayatına düşkünlüğü ile ünlenen futbolcunun geleceği yönetimde sıkıntı yaratıyor..
fenerbahçe: hiçkimsenin beklemediği bir düşüşe girdiler ama fırtına öncesi sessizlik izlenimi yaratıyorlar, eurosport ihalesinden kazanacakları yüklü miktarda para ile yapacakları transferler göz kamaştıracak nitelikte olabilir..
trabzonspor: taktiklerini oturttular, şu anda ligin en istikrarlı takımı denilebilir.. denizli ile birlikte şampiyonluk mücadelesindeler..
denizli: ligin iki favorisinden biri. savunma ağırlıklı futbolları, basına kapalı antremanları ve birbirine ısınan kadrosu ile oldukça iddialılar. tek problemleri geçmişte klüpten kaçıp büyük zarara yol açan hırçın futbolcuları..
sakaryaspor: hiç umut yok..
Posted at 01:03 am by damiendenyo
permatik
Wednesday, January 18, 2006
"arkana bile bakmadin.. bacaklarim eve tasimiyacagim seni die bagiriyodu ama inadina yürüdüm, agladim sokaklarda.. eminim sen aglamadin.. beni sevdigini söyledin, seni silmek istedigimi söyledim; ikisi de yalandi..uyuyamadim, uyanamadim senin yüzünden, sana hiç bi sey olmadi... gecelerce konustum kendi kendime yatakta karsimda sen varmissin gibi, hiç birini duymadin.. sana dogru kostum, yorulunca yürüdüm gücüm bitince durdum, sana bi adim kala yere düstüm; sen bi adim atip neyim olduguna bakmadin.. yerde bekledim, hiç gelmedin.. bagirdim bi kere, bana dogru baktin gelirmis gibi yaptim ama yine gelmedin.. ben senin kafanda sandigim yerde degillmisim, bana içten sarilmani isterdim, sarildiginda güvende hissetmeni, benim hissettigim gibi.. benim için feda edebilecek bir seylerin olsun isterdim, ihtiyacim oldugunda bir seyleri birakip yanima gelecegini bilmek isterdim, daha önemli oldugum bir seyler olsun isterdim senin için, "ölüyorum" dedigim zaman "dur bir bardak su içiyim geliyim" cevabi yerine bana yardimci olmak istemeni isterdim.. birazcik kendini üzmeyi göze alip beni dinlemeni isterdim, beni boktan çikarmak için ellerinin kirlenmesini önemsememeni isterdim.. çünkü bunlarin hepsini ben senin için gözümü kirpmadan yapardim.. seni çok seviyorum, artk senden cevap olarak "ben de" diye bi yalan duymaktan çok korktugum için yüzüne söyleyemiyorum, ama ben kimseyi böyle sevmedim, kimseden istedigim karsiligin bu kadar azini almadim.. kimse bana bu kadar aci çektirmedi, bana aci çektiren kimse bu kadar umursamaz olmadi.. kimsenin karsisinda bunlari söyliycek kadar ezilmedim, karsisinda ezildigim hiç kimse bu kadar duygusuz davranmadi.. hiç kimse ile bu kadar konusmak istemedim, kimse beni bu kadar ertelemedi.. kendimi hiç bu kadar kötü ifade etmedim, kimse beni bu kadar yanlis anlamadi..
bi kere daha bagiracak kadar nefesim kalmadi, ya egil ve konus benimle ya da git"
...
değişiyor insan; hisleri, düşünceleri.. en güçlü, hiç değişmeyeceğini sandığı duyguları tam tersine dönebiliyor.. saplantılar kaybolabiliyor zamanla.. en eternal ve spotless olduğunu düşündüğü, sonsuza dek çağlayacağını zannettiği sevgi nehirlerinin önüne mantıktan barajlar kurmuş buluyo bir gün kendini.. susuyacak belki, ama kesinlikle boğulmayak olması ona kendini kandırmadığını düşündürecek bir zaman aralığı sunuyor.. ancak karaya ayak bastığında anlayabiliyor insan o foşurganlığa olan tutkusunun rüyasında sonsuzluğa düşmek gibi bir şey olduğunu.. ayncak toprağın gerçekliğini hissetiği zaman anlayabiliyor insan ne kadar boş bir hayalden uyandığını.. ancak o topraktaki taşlar ayaklarına batınca anlıyor insan bazen boş hayallerle dolu derin bir uykuya ne kadar ihtiyacı olduğunu.. ancak uyuması gerektiğini farkedince anlıyor insan ne kadar boş, ne kadar zavallı, ne kadar muhtaç olduğunu o rüyalara.. öldürdüğü karabasanının yerine başka birini koyma isteğini durduramıyor.. ama ben, rüya gazisi ali noyan ayturan, inanmıyorum artık beni yenebilecek kadar korkunç bir kabus göreceğime.. tırnak içindeki yazının bir benzerinin bir başka karabasan için yazılacağına mazoşist bir şekilde inanmak istiyorum ama inanamıyorum.. askeri üniformamı çıkartınca sivil hayata alışamadım.. güçlü bir düşman çıkmasını istiyorum karşıma.. eskisinden daha derin yaralar açmasını istiyorum üstümde.. ya da sadece içinde olduğum boşluğun sonu daha bana gözükmediği için böyle saçmalıyorum.. karanlıkta bir yere çarpıncaya kadar koşmak oturup ışıkların açılmasını beklemekten daha cazip geliyo.. öyle de yapıcam sanırım..
ya da sktir et ya yayıcam kıçımı yatıcam, ışıklar yanar elbet..
Posted at 06:05 pm by damiendenyo
permatik
Friday, January 06, 2006
tiksiniyorum kendimden bazen, istediğim şeyleri sadece yanlış damgalı
olduğundan yapmadığımdan dolayı.. herkes aynı anda mutlu olamıyor diye
nazım öğretmen konumuna düşürmeye o kadar alıştım ki kendimi..ama
vicdanen rahatlığımdan vicdan azabını çekme yorgunluğum bunu tersine
çevirmek için hiç bir yardımda bulunmuyor..
ne tür bir salak olduğumu araştırmak için kafamı duvara defalarca vurup beyin örneğimi almak istiyorum..
bazı insanlar gerçekten kanlarında trajedi ile doğuyolar sanırım.. bazıları da kerizlikle.. hangi kısımdayım bilmiyorum..
chan chan adiliğin sınırlarını zorlarcasına kulaklarımı delmeye devam
ediyor.. sadece oturup direnmeye çalışıyorum çayımdan aldığım kuvvetle..
ve gece bitip yarına uyandığımda yine pırasa yemeye devam edeceğim..
çünkü kanımdaki trajedinin içine doğranmış bir sürü salatalık ile gayet de cacık bi adamım
ve bu durumda olabilecek herhangi birinden daha iyi hissediyorum
sanırım kendimi, ya da daha iyi kandırıyorum, ya da sadece kandırıyorum
ama kafamda kuşkular dolanıyor, ya da (muhtemelen) kandıramıyorum bile
ama kandıramadığım konuda inanmışım gibi da kuşkulanıomuşum gibi
bi hava va üstümde...
kesip asıcam duvara bıktım artık...
Posted at 01:19 am by damiendenyo
permatik
|
|
|